E vitamini yağda çözünen vitaminlerdendir. İçinde alfa, beta, gama ve delta tokoferolları vardır. Bitki yağları ve buğday tanesi E vitamini bakımından zengindir. Isıtılmaya karşı direnir ve pişirilmeye karşı dayanıklıdır.
Organizmadaki fonksiyonları:
Yetersizlik göstergeleri:
| Renk (5 1/4 inches lovibond scale ) | 12 sarı, 1,2 kırmızı maks. |
| Serbest yağ asidi ( oleik asit) | % 0,10 maks. |
| Görünüşü | Bulanıklık yok. |
| Fosfor miktarı | Yok |
| Nem ve buharlaşan madde 105 derece | % 0.1 maks. |
| İyot Sayısı (wijs) | 120-140 |
| Sabunlaşmayan madde | % 1.5 maks |
| Cold Test duru 0 Derecede | 5 1/2 saat buzda |
| Çözünmeyen yabancı madde | % 0.05 maks. |
| Sabun | Yok |
| Peroksit değeri | 2.5 meg/kg maks (yükleme) |
| Özgül Ağırlık ( 20 C / 20 C ) | 0.918 - 0.923 |
| Emsal indeksi( nd 40 C ) | 1.4670 - 1.4700 |
| Sabunlaşma sayısı (mg koH/g oil) | 188 - 194 |
Tahıl ürünlerinden sayılır. 180-200 cm boyunda, dik ve yüksek gövdeli, geniş yapraklı, bir yıllık bitkidir. Kökü kalın ve saçaklıdır. Yaprakları uzun, paralel damarlı, sert, keskin uçlu, sapsız, kenarları dalgalıdır. İki tür çiçeği vardır. Erkek çiçekler gövdenin ucunda salkım şeklinde, dişi çiçekler ise yaprakların dip kısmındadır . Dişi çiçekler uzundur ve kınlarının başından dışarı sallanırlar. Bunlara mısır saçağı derler. Meyvesi ise arka üstüne sıkışmış şekilde olur. Rengi açık yahut keskin sarı, kara yahut kırmızımtrak renktedir.
Mısır püsküllerinin içinde glikoz, maltoz gibi şekerler, yağ, kitre ve çok miktarda kalsiyum tuzu vardır. İdrar söktürücü, idrar kanallarını temizleyici ve sıcaklık verici olarak yararalanılır. Mısırözü yağı, mısır tanelerinden üretilir. İçinde yağ asitleri, A vitamini ve bol miktarda nişasta vardır. Mısırözü yağı damar sertliğini engeller.
Soya yağı, bitki yağı olması dolayısı ile kolesterolsüzdür. Bildiğimiz gibi sadece hayvani yağların içinde kolesterol vardır. Bunun için özellikle, perhizde ve düzenli beslenmede soyanın yeri çok önemlidir. Ayrıca çok miktarda doymuş yağ içeren gıdalardan yararlananaların kandaki LDL (aşağı dansiteli lipoprotein)dir ki, buna kötü huylu protein de denilir. Çünki bunun seviyesi yükselince kalp hastalığı riskini artırır. Doymamış yağ asidi yüksek olan soya yağı ile beslenme sırasında kötü huylu protein (LDL) yüzdesinin azalmasına yardım eder. Yapılan araştırmalar soya lifinin yararlananlarda çember bağırsak kanserine yakalanma riskini azaltmakta olduğunu ortaya koymaktadır. Soya bitkisi aynı zamanda zengin vitamin ve mineral madde kaynağıdır. Kalsiyum, demir, çinko, fosfor, magnezyum ve B vitaminleri en çok da vitamin ve mineral maddelerdir. Bu sebepten sağlıklı hayat ve düzenli beslenme için soya ve soyadan hazırlanan ürünlerden yararlanma tavsiye edilir.
Soya hakkında yapılan araştırmalar, sahip olduğu özellikler bakımından bu gıdanın kalbi koruduğunu ortaya çıkarmıştır.
Araştırmacılar soyada kalp hastalığını doğrudan engelleyen bileşikleri tespit etmişlerdir.
Soyalı beslenme, hayvani kökenli gıdalara göre daha az yağlı olduğundan kalbi korur.
Bazı gıdalar, kandakı kolesterolü artırırken diğerleri kolesterol seviyesini aşağı düşürürür. Farklı soya türlerinin kan lipit seviyesi üzerindeki etkisi insanlar ve hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarla ortaya çıkarılmıştır. Araştırmalar, soyanın kolesterol seviyesini düşürmede önemli bir yere sahip olduğunu göstermiştir.
Yapılan araştırmalardan birinde, üç ay boyunca aşağı seviyeli kolesterol pehrizi yapan, yüksek kolesterol hastalarının perhizlerindeki hayvani proteinler, soya proteinleri ile değiştirilmiştir. 3 hafta sonra bu hastaların kolesterolunda ortalama yüzde 21 azalma olmuştur.
Buna benzer bir deneyde yüksel kolesterollü hastalarda soya proteini ile birlikte her gün 500 mg. Kolesterol verilmiştir. Bundan dolayı kolesterol seviyelerinde düşme görülmüştür. Buna ek olarak diyete kolesterolün eklenmesi, soyanın kolesterol seviyesini aşağı düşürmesine engel olmamıştır.
Soya proteini yoğurt, meyve salatası, çorba ve sos gibi gıdalarda birkaç çay kaşığı çlöüsünde eklenebilir. Soya proteini meyve suyu ile karıştırılıp içilebilir.
Zeytin ağacı ve onun meyvesi olan zeytinin tarihi 8000 yıl öncesine ulaşır. Arkeolojik kazılar zeytinin İsa Peygamberden önce 6 bin yıldan beri Akdeniz çevresinde yetiştirildiğini ve insan gıdası olarak yararlanıldığını göstermektedir.
Tarihi gelişme içerisinde zeytin bir çok efsaneye kaynak olmuş, eski medeniyet yazılarında ve kutsal kitaplarda yer almıştır. Nuh peygamberin tufanın şiddeti azaldığında hayatın yeniden başlayıp başlamadığını öğrenmek için gemisinden yolladığı güvecinini ağzında yeni koparılmış zeytin dalı ile döndüğü ve bunu hayatın başladığına işaret ettiğine inanılmıştır. O tarihten itibaren ağzında zeytin dalı taşıyan güvercin barışın sembolü olmuştur.
Kur’an-ı Kerim’de zeytin ağacını, zetini, yağını öven ve kutsal kabul eden ayetler vardır. Bu ayetlerde zeytin ağacının gene kutsal bir yer olan Sina dağında yetiştirildiği, sıkılarak yağının çıkarıldığını ve bu yapın yemeklerde lezzet, hastalıklara şifa vermek için kullanıldığı yazılmıştır.
Zeytin ve zeytin yağı İsa peygamberden 6 bin yıl önceye dayanan tarihi ve geçmişi içerisinde kutsal kabul edilmiş ve bir çok amaçla yararlanılmıştır. Geleneksel Akdeniz mutfağının önemli besin maddesi olması ile birlikte dini ve sosyal amaçlı toplantılarda da yer almıştır. Barışın sembolü olmuş, kozmetik madde olarak kullanılmıştır.
Gene teknik amaçlarla lambaların, aletlerin yağı ve sabunun hammaddesi olmuştur.
Tıpta da zeytinyağının tedavi edici özelliklerinden yararlanılmıştır.
İsa peygemberin döneminden 400 yıl önce Hipokratın, kolera tedavisinde ve yaraların tedavisinde zeytin yağı tavsiye edilmiştir.